1912 BORNOVA KALAN ÜMİTLERİ SEL ALDI
Yıl 1912, şehit Ömer'in yetimi babam M.Niyazi, 16 yaşında dul kalmış annesi ile hayata tutunmaya çalışmaktadır. Amcası Ramazan, halası Hatice onlara sahip çıkmıştır. Ülke1912 Balkan savaşı sonrası büyük yokluk içindedir. Reşat Nuri Güntekin bu günleri kuş Yemi hikayesinde çok güzel resmeder. Aynı günlerde Beşiktaş takımı kırmızı beyaz rengini matem rengi olan siyah beyaza çevirmişti. 1914 - 1918 savaşı hemen kapıda beklemektedir. Amca Ramazan tüccarlığı sürdürür. Büyükoğlu Faik onun yardımcısı ve yeni ortağıdır. At arabasıyla nakliye yapılırken attan düşer ve kırılan ayağı düzelmez. Sakat kalır. Adı topal Faik kalır. Ramazan, 1913 yazı el senetleri ile üzüm toplar ve Bozalan denen, şimdilerde Ege üniversitesi kampüsü olan yere üzümleri kurutmak üzere sergiler. Yaz ortasında gök sel olur yere iner. Tonlarla üzüm denize gider. Alacaklılar ailenin bulabildikleri tarla, zeytinlik ne varsa, ev hariç her şeyi alırlar. Tüccar Amca savaşa gidip ölmediğine bin pişman ve perişandır. Bu varlıklı aile artık beş parasız ve acizdir. Amca Ramazan kimsenin yüzüne bakamaz haldedir. Biri Sakat biri kız iki küçük çocuk. Şehit kardeşinin bebeği ve 17 yaşındaki yengesi ona emanettir. Tüccarlık dışında hiç bir iş yapmamıştır. İki küçük çocuğunu ve eşini kayınbabasına gönderir. Şehit kardeşinin emanetlerini de ablası Hatice'nin yanına verir. Ancak parasızlık çekmektedir. Sakat oğlu ile birlikte hamallık yapmaya başlar. Kıt kanaat geçinmeyi becerip 1915 e gelinir. Kışa doğru Amca Ramazan bu kahrı daha fazla kaldıramaz yük taşırken yıkılıp ölür nüzul indi denir. Artık 4 yaşındaki babam ve annesi halasının ve komşularının yardımları ile hayata tutunmaya çalışırken, halasından sonra en büyük desteği karşı komşularından görürler. Bu 7 çocuklu bir Rum ailedir. En küçüğü 1910 doğumlu Marika, kendinden 2 yaş küçük Babam Niyazinin tek arkadaşıdır. Bütün gün birliktedirler. Mahalle de baska akranları yoktur. Birbirinden Rumca ve Türkce konuşmayı öğrenirler. Mayıs 1919 da İzmir işgal edilir. Yunan askeri Bornova'da da devriye gezmektedir. Ama sahi ama şaka. birgün, Marika evinde iken, babam sokakta yalnız, bir başınadır. Köşe başında beliren iki palikarya kılıçlarını çekip koşarak gelince, babam çılgın gibi kaçıp Marika'ların evine saklanmış. Marika'nın annesi, onu saklamış. Babam oradan ertesi güne kadar çıkmamış. Annesi gelip tehlike geçti diye zor inandırmış. Bu olayı Marika da hiç unutmamış ve iki yaş küçük Türk arkadaşını hiç yalnız bırakmamış. Hatta birbirlerinin evinde misafir kalırlarmış. Babam iptidai mektebe başlamış Marika Rum okuluna devam etmektedir. Herkesin imrendiği bu dostluk 9 Eylül 1922 tarihine kadar sürmüş. 1923 te, yıllarca Yemen cephesinde, İngilizlere esir düşmüş duvarcı ustası Nuri yurda dönüp Bornova'da yerleşmiş. Eş dost babaannem 27 yaşındaki Zeliha ile Yanya'lı duvarcı Nuri ustayı baş göz etmişler. 1924 yılında üvey Amcam İsmail 4 yıl sonra üvey halam Sıdıka doğar. Marika'nın ölümünden 6 yıl sonra gelen bu kız kardeş babama iyi gelmiştir. Buara İzmir Atatürk lisesi orta kısmının son sınıfında iken hastalanır okula devam edemez. Okulu terk edip bir marangoz da çırak, 5 yıl sonra kalfa olur. Ancak fazla güçlü değildir . Marangozluk fizik gücü gerektiren bir iştir. O zaman için subay olacak kadar eğitimlidir. Arapça ve Latince harflerle yazabilmektedir. İstanbul'da sınav kazanıp 1936 yazında subay olup Çanakkale'ye tayin olur. Orada onu kaderi beklemektedir.
Yorumlar
Yorum Gönder