TEMMUZ 1958 BONOVA OVASI - ŞİZOFRENİ
Yıl 1958 temmuz. Devamsızlıktan kalmak söz konusu olmadığı için çok azına devam edebildiğim ilkokul 1 den 2. sınıfa geçebilmiştim. Ovaya taşınmıştık. Kule dediğimiz bağ evinde kalıyorduk. Minik Zeliha 4 aylık olmuştu. Babam, çiftçiliğe kör topal yapacak kadar alışmıştı. Fakat annemde bir tuhaflık vardı. Konuşmuyordu. Minik Zeliha'yı kucağına almıyor onu hiç emzirmiyordu. Ablam ve babam ne olduğunu anlamıştı. Fakat benim hiçbir fikrim yoktu. Bahçe komşularımızdan biri, hem çiftçililik yapıyor hem de inek besliyordu. Ablam onlardan aldığı süt ile minik Zeliha'yı beslemeye çalışıyordu. Bebek bakımını üstlenmişti. Annem Farkına bile varmamıştı. Giderek kötüleşti. Kendi kendine konuşuyordu. Konuştuğu anlaşılmıyordu. Birkaç gün böyle devam etti. Temmuz ayının ortalarına doğru bir gece Kanımızı donduran bir çığlıkla uykumuzdan fırladık. Ovada elektrik yoktu. Gaz lambası ile aydınlanıyorduk. Bornova'daki evimizde de öyle. Annem Çığlık atıyor, arada bir "yılan" diye bağırıyordu. Bugün bile yılanın ismi de cismi de kanımı dondurur. Bu kabus gecenin sabahında annem daha da kötüleşti. Eline geçirdiği ekmek bıçağı ile hepimize saldırdı. Babam onu engellemek isterken elinden yaralandı. Biz kuleden dışarı kaçtık. Babam da dışarı çıkıp kapıyı annemin üzerinden kilitledi. Bornova gidip Karakola haber verildi. Polisler geldi. Annemi Manisa akıl ve ruh sağlığı hastalıkları Hastanesi'ne yatırdılar. Ablam daha önce bu şoku yaşamıştı ama biz ilk defa görüyorduk. Biz üç küçük çocuk dona kalmıştık. Ablam kucağında minik Zeliha ile yanımızda geldi. Daha önce de Yaşar'ın doğum unda hastalanmıştı oda bebekti ona da bakmıştım. Zeliha ya da bakacağım diyerek bizi teselli etti. O gece, benim annesiz geçirdiğim ilk geceydi. Biz üç küçük onu çok aradık. Bütün gece adını sayıkladık ve ağladık. Ertesi gün annesiz bir sabaha uyanmıştık. Böyle devam ettik. Hepimiz dikkatimizi minik Zeliha ya çevirmiştik. Onunla avunuyorduk. Ablam bebeğe bakmak için kendini yırtıyordu. Gecesi gündüzü kalmamıştı. O artık evin annesi olmuştu. Hem bizi hem bebeği bakıyordu. Ev işlerini de o yapıyordu. Babamın yarası ağır değildi. Bir hafta içinde iyileşti. 10 gün böyle geçmişti. Minik Zeliha Hastalandı ve 2 gün içinde öldü. İnek sütü iyi gelmedi dediler. İshalden ölmüştü. Bu benim ölüm ile ilk tanışmam idi. Ama son olmayacaktı. Annemi de sonsuza kadar kaybettiğimi hissetmiştim. Bütün bunlar doğum günümde olmuştu. Ben Temmuz doğumluyum. Dünya yaşanacak bir yer değil diye düşündüğümde henüz 8 yaşındaydım.
Yorumlar
Yorum Gönder