26 ARALIK 2004 TSUNAMİ ENDONEZYA

Haluk Bey bir pilot. Mühendislik dahil birkaç üniversite diploması var. Ama o tutku derecesinde bağlı olduğu pilotluk kariyerini seçmiş. Halen özel bir Hava yolu şirketinde pilotluk yapmakta. Her insan hayatında küçük orta büyük ölçekte mucizelere tanık olur. Ya da bizzat yaşar. 26 Aralık 2004 tarihinde Güney Asya'da Okyanus üzerinde uçmakta olan pilot Haluk o anda nasıl bir mucizenin üzerinden geçtiğini bilmiyordu. Kalkıştan sonra bir süre varacakları Havalimanı ile irtibatı kesilmişti. Tekrar irtibat sağlandığında kule görevlileri kaygıyla iyi misiniz diye soruyor du. Her şey yolundaydı şaşırdı. Hayrola diye sordu. Bu felaketten nasıl kurtuldunuz diye hayretle sordular. Onlar kalkış yaptıktan biraz sonra Endonezya'da 9.1 şiddetinde ve tam 600 saniye süren tüm zamanların en yıkıcı depremlerinden biri olmuş sonrasında deniz 10 metrelik bir su duvarı olup Endonezya, Myanmar, Tayland, Bangladeş,Maldivler, Kenya Somali, Tanzanya kıyılarını vurup resmi rakamlara göre çeyrek milyon bazı tahminlere göre bir milyon insanı öldürmüştü. O bölgede olup da felaketi hiç yaşamayan, bir tek Haluk Bey ve yönetimindeki mürettebat ile uçaktaki yolcular idi. Hiçbir şeyden habersiz üzerinde uçmuş oldukları bu uçsuz bucaksız mavilik sanki yüz binlerce insanın canını alan o canavar değilmiş gibi sakin sessiz uzanıyordu. 2004 yılındaki bu felaketin üzerinden Sessiz sedasız Geçmiş olan Haluk Bey Malatya'nın tanınmış bir ailesinin oğlu. Hiç tanışmadık. İstanbul'da oturuyor. Yine bir ayın yirmi altısında, bu sefer 26 Ocak 2019'da kendisi ile cumartesi günü saat 17'de Bornova Nikah Dairesinde'ki törende tanışacaktık. Ama bir haftadır beni peçesine almış olan gergedan virüsü izin vermedi. Haluk bey o gün Umut Kocabıyık ile hayatını birleştirdi ve İstanbul'a yerleştiler. Bir ömür boyu mutluluk diliyorum. Geçen Çarşamba babasını ziyaret ettim. Tebrik ettim göz kapaklarıyla cevap verdi. Kullanabildiği tek kası göz kapakları . ALS hastası. Umut 63 yıllık arkadaşım Yusuf Kocabıyık ın kızı. Tam bir Boşnak güzeli. Ülkenin kardeş kavgası yaşadığı o Cehennem günlerinde dünyaya geldi. Yusuf'un iki çocuğundan ilkiydi. Hepimiz gibi Yusuf da geleceğe umutla bakmak istiyor du. Kızına da bu yüzden Umut ismini vermişti.Kızınla her zaman gurur duyar, Kızı da ailesinin yüzünü hiç kara çıkarmamıştır. Umut, 2 üniversite mezunu bir Mütercim.Geçen yıl babasının hastalığı başladığında, ülke çapında bir farkındalık yaratmak için bir meşale ateşledi. Bu bağlamda arkadaşım Antonio Drossa ve Radyo Fenomeni eşi Ayça'nın yaratmış oldukları Radyo karavandaki Benim de katıldığım geçmişten tıngırtılar isimli programa telefonla katıldı. Radyo karavanın olağanüstü güzel insanları bir anda 4000 imza toplayıp ona destek vermişlerdi. Bugün mecliste bu ve bunun gibi hastalıklarla ilgili bir araştırma kurulu çalışmalara devam ediyor. Alınacak güzel bir sonuç, artık babasından uzak gurbette Yeni Bir Hayata başlayan Umut için en anlamlı hediye olacak. Arkadaşım Yusuf'un tekrar aramıza dönmesi mucizenin çok ötesinde. Yine de devletin bu grup hastalara sahip çıkmasıyla bunun gibi insanların hayatı birazcık kolaylaşır. Bu, bütün ülkenin vicdanına iyi gelecek . Günün Birinde Bu hastalık da Verem gibi, sıtma gibi, cüzzam gibi, frengi gibi kontrol altına alınıp dizginlenecek ve bütün bu yaşananlar ancak romanlara konu olacak. Ben inanıyorum. Sizde inanın.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

EYLÜL 1965 ALSANCAK İZMİR - LİSE GİRİŞ SINAVI

27 MAYIS CUMA 1960 BORNOVA İZMİR - İLK DARBE