ARALIK 1958 BORNOVA İZMİR - İKİNCİ DERECE YANIK

Zeytinleri topladık. İyi mahsul veren bir yıldı. Seneye de toplayacaktık. Sonraki yıl zeytinliklerimizin en büyüğü elimizden çıkmış olacaktı. Henüz 8 yaşındaydım ama kaybımızın büyüklüğünü anlayabiliyordum. Kendimi bildim bileli boğazına düşkün değilimdir. İlkokul 1. Sınıf 2. Dönem tüm çocukluk hastalıklarını geçirdiğim için bu yıl mutad soğuk algınlıkları dışında  okulu aksatacak bir rahatsızlığım olmadı. Sabah kahvaltısı yapmazdım. Zaten onu hazırlayacak kimse de yoktu. 18 yaşındaki ablam Hem ev işleri hem dışarıdaki işler hem çiftçilik arasında sıkışmıştı. O gün küçük ablam sabah çay isterim diye tutturmuştu. Ben kalmadım okula gittim. Okuldan döndüğümde evde bir şeyler olduğunu anladım. Küçük ablam Gülay yatıyordu. sol bacağı Ayak bileğinden dize kadar feci şekilde yanmıştı. Acı içinde ağlıyordu. Ayağa kalkamıyordu. Bizim evde yemek yer sofrasında yenirdi. Masa, sandalye, çatal, kaşık, bıçak, ayrı tabak, servis tabağı,  bardak peçete vesaire gibi mutfak eşyasını biz sadece kitaplarda ya da dergilerde görüyorduk. Yer sofrası şöyle bir şeydi. Sofra bezi denilen 3 metrekare büyüklüğünde büyükçe bir örtü yere serilir tam ortasına kasnak denilen süzgü teli eskiyip çıkarılmış bir kalbur konur onun üzerine orta boy, sini dediğimiz bir tepsi koyulur. Hastanede olan annemi de sayarsak evin nüfusu 6 kişi bunun çevresine oturur sofra bezini üzerine çeker tepsiye konmuş yiyecekleri yerdik. Genelde tepsiye ana yemek olarak o gün pişirilmiş olan çorba fasulye her ne ise tencereyle konur herkes kaşık sallar. Bittiğinde sofradan kalkılır. Tepsi kaldırılır. Kasnak kenara bir yere konur. Yiyecek ve ekmek artıkları sofra bezi ile birlikte toplanıp silkelenir. Sonraki kullanıma hazır  şekilde duvardaki bir çiviye asılır. Ortalık toplanır. Kalan bir artık, atık varsa süpürülürdü.Kardeşim Çay isteyince ablam o gün sobanın üzerinde ona çay hazırlamış. O okul kıyafetini giyerken büyük ablam çay soğumasın diye çaydanlığı sofra bezinin bir kenarına koymuş üstünü de sofra bezinin uzantısı ile kapatmıştı. Küçük ablam sofraya oturmuş sofra bezini üstüne çekeyim derken çaydanlığı fark etmemiş, kızgın çaydanlık olduğu gibi üzerine dökülmüştü. Babam evde yok. Ablam ne yapacağını şaşırmış. Komşulardan yardım istemiş. Kimsenin, sağlık konusunda fazla bir şey bildiği yok. Diş macunu vermişler onu sürmüş. Sol bacak ayak bileğinden dize kadar 2.derecede yanık. Yanıklarda ne yapılır? Bunu bugün, artık en eğitimsiz kişi dahi biliyor. O zaman bilen yok. Bu bacak ilk gün ağrıdı 2. Günü sızladı 3. gün mikrop kaptı. Tüm bacağını kaplayan iltihaplı yara aylarca iyileşmedi. Biz Doktor görmeden büyüdük. Benim doktorla ilk karşılaşmam, tıp fakültesine başlarken hepimize yapılan Mediko Sosyal sağlık taramasında gerçekleşmişti. Yara kapandığında geride bütün bacağı kaplayan bir yara izi kalmıştı. O yıl okula devam edememiş ve sınıfta kalmıştı.Okula devam etseydi  yine sınıf geçemeyecekti. Çünkü Okulu sevmiyordu dersleri de başaramıyordu. Sol bacağındaki yara izi ona kompleks olmuştu. Yazın ortasında bile şalvar giyip bacaklarını örtüyordu. Bazen bana, " Çok mu çirkin görünüyor?" diye  soruyordu. Onu, kimsenin beğenmeyeceğini düşünüyordu. Yıllar geçtikçe içine kapandı. Okuldaki başarısızlığı da tuzu biberi oldu. Kendini bahçedeki çiftçilik işlerine verdi. Bahçe işlerini seviyordu. Okulda pek arkadaşı yoktu. Çünkü sınıf arkadaşları ertesi yıl üst sınıfa gittikleri için her yıl sınıf değişiyor, fakat o yeni gelen daha küçük talebelerle uyuşamıyordu. Arkadaşları 5. Sınıfa giderken  henüz 2. Sınıfa geçme mücadelesi veriyordu. Ona ders çalıştırırken bu konudaki rahatsızlığını fark etmiştim. Teselli etmeye çalışıyordum. Bazen ağlardı. Geri zekalı değildi. Bir eksikliği olduğunu seziyordu. Fakat ne olduğunu anlamıyor ne yapması gerektiğini bilemiyordu. Aklıma geldikçe içim sızlar.Kimseden yardım görmüyordu. Kimse kaygısını, üzüntüsünü anlamıyordu. Çok ince duygulu bir insandı. Hassas ve alıngandı. Verilen her işi yapar, hiç itiraz etmezdi. Bünyesi çok güçlüydü. Hiç hasta olmazdı. Yazın bahçe komşularımıza bamya patates üzüm hasatında yardım eder onların kızları ile çok güzel geçinir, hoş vakit geçirirdi. Sol bacağındaki yanık, onun için sonun başlangıcıydı.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

EYLÜL 1965 ALSANCAK İZMİR - LİSE GİRİŞ SINAVI

27 MAYIS CUMA 1960 BORNOVA İZMİR - İLK DARBE