EKİM 1958 BORNOVA İZMİR - İSTİMLAK
Toplu sünnet sonrası yara yerinin mikrop kapması sonucu 1 haftada iyileşecek iken bu sürenin 1 aya çıkmasıyla ilkokul 2. Sınıfa devam etmem 3 hafta gecikmişti.100 kişilik sınıfın arkasındaki tembeller sırasında oturuyordum. Orada rahatım iyiydi. Bir büyüğüm ablam yine sınıfını geçememiş evimize daha yakın olan ilkokulda 1.sınıfa devam ediyordu. 18 yaşındaki büyük ablam evlilik Hayallerinden vazgeçip hastanedeki Annemin yerine ev işlerini üstlenmiş, ayrıca çiftçilikten anlamayan babamın sağ kolu olarak çalışmaktaydı. Ekim Kasım aylarındaki zeytin hasatını yağmurlar başlamadan tamamlamaya çalışıyorduk. Bir yandan da Yeni kurulmuş Ege Üniversitesi'nin bir çalımını daha yemiştik. 3 zeytinliğimizin en büyüğünü, 100 dönüme yakın olanını istimlak etmişlerdi. Gevrek 25 kuruş iken arazimizin metrekaresine 70 kuruş, ortalama çeyrek çuval zeytin veren asırlık zeytin ağaçlarımıza 13 lira kıymet biçmişlerdi. Eğer itiraz etmez isek 2 yıl daha zeytinleri toplamamıza izin vereceklerdi. Oralarda 4 yaşından beri zeytin toplayan ben kardeşlerim ve ablam bu olaya çok üzüldük. Civar komşularımızın hepsi itiraz etti. Değer artışı için mahkemeye gitti. Ve daha sonra 10 misli değer artışıyla mahkemeyi kazandılar. Yani metrekareye 7 lira ağaçlar içinde 130 lira aldılar. Bu paralar değerinin altında olmakla beraber bize teklif edilenin on misli idi. Babam itiraz etmedi sanki itiraz ederse Bornova'yı geliştireceğini düşündüğü üniversitenin kapanacağını zannediyordu. Ona göre o üniversitede çocukları okuyacaktı. Çocuklarının geleceği için fedakarlık yapmalıydı. 10 misli fiyat alanların çocukları okumamışmıydı? Onlar fazla para aldı diye üniversite kurulmamışmıydı. Biz minik kafalarımızla böyle düşünürken babam minik parasını alıp kenara çekildi. 60 yıl önce elimizden çıkan o arazilerin bir kısmı bugün Ankara yolunun gidişte sol tarafında öylece bomboş duruyor. Mahsul de akıp çürüyor. Bugün hala o tarafa yolum düştüğünde tellerle çevrili Öksüz arazilerimizi kahırla seyrediyorum. Bu olağanüstü verimli bornova ovasına beton ekenlere ve tarımı yok edenlere lanet okuyorum. Son mahsülümüzü 1959 yılında topladığımız daha sonra her ikisini de kaybettiğim, iki kız kardeşim ve ablamla güle oynaya zeytin topladığımız o günleri özlemle hatırlayıp ağlıyorum.
Yorumlar
Yorum Gönder