EKİM 1985 FMK DIŞKAPI ANKARA
Belediyeler genelevlerden kanun kapsamında verecekleri sağlık ve Denetim hizmetleri için belirli bir ücret alırlar. Deri ve Tenasül Hastalıkları hastaneleri de bu hizmeti veren yerlerdir. Ücretsizdir. Adamını bul sözü herhalde Ankara'dan çıkmıştır. Tayin olmak için tavsiye edilmek anlamında bir şeydir. Hamili kart yakınımdır formunda bir şekli de vardır. En çok da bu bilinir. Bu kartlar daha çok Millet Meclisi'ndeki halkla ilişkiler bürolarından alınır. Bir kere ben de uğradım. Bir arkadaşım tayin yaptıracaktı onun refakatinde bu cıvıl cıvıl meclis köşesine yolum düşmüştü.Muhalefet milletvekillerinin kapıların önü bomboş iken iktidar milletvekillerinin önünde uzun kuyruklar oluşmuştu. Arkadaşım kartını almak için bir milletvekilinin odasına daldığında ben de boş beklemeyeyim diyerek koridorda volta atarken muhalefet milletvekillerinin bir tanesinin ismi dikkatimi çekmişti. Bu benim Tıp Fakültesinden bir stajyerim Yılnur'un babası eski futbol hakemlerimizden Yılmaz Önen idi. Kapıyı çalıp girdim. Bu günkü ilk misafiri idim. Kendimi tanıttım. Sağdan soldan futboldan lafladık. Bir isteğim varsa yapamayacağını çünkü bürokratların sadece iktidar milletvekillerinin kartlarını dikkate aldıklarını hatırlattı. Ben de arkadaşımın uğradığı milletvekilinin adını söyleyip Görüşme bittikten sonra beni bulması için buraya gelmesini sağlamasını istedim seve seve kabul etti o gelinceye kadar çok sıcak bir sohbet oldu. Israrı üzerine karşılıklı birer kahve içtik. Belediyelere gelince orası devlet içinde minik bir devletti. Her çalışanın arkasında bir ya da birkaç kişi oluyordu. Yani birine bulaşmak o kadar kolay bir şey değildi. Karşına kimi alacağını bilemiyordun. Hastane personeli de bundan farklı değildi. FMK neydi? Bir sağlık müdür yardımcısı, bir sosyal hizmet uzmanı, ahlak masası şefi, emniyetten bir komiser,Sağlık Bakanlığı'na bağlı yataksız kurum Deri ve Tenasül Hastalıkları Dispanseri doktorlarından bir cildiye uzmanı, fuhuşla mücadele komisyonunu oluşturuyordu.bu komisyon genelde Ankara deri ve Tenasül Hastalıkları dispanserinde ya da sağlık Müdürlüğünde her hafta toplanırdı. Sağlık müdür yardımcıları sağlık müdürleri gibi ismi fonksiyonundan büyük, aslında kariyer yapamamış politik destekle o koltuklara gelmiş meslektaşlarımızdı. 1 hafta önce hastanenin salonunda komisyon üyesi bu arkadaşla tanıştırılmıştık. Bana şöyle bir kaç oktav tepeden Sen yenisin herhalde demişti. Başımla nazikçe tastik ettim. Sonradan Tıp Fakültesi'ni yeni bitirmiş bir hekim olduğu söylendi. Bu arkadaş birkaç gün önce Ankara'nın bir kenar semtinde kafayı bulduktan sonra bir arkadaşı ile birlikte eve dönerken seyyar bir dönerci ile karşılaşmış. Saat 02. Dönerlerin sağlık yönetmeliğine uygun değil, yarın gelip seni de denetleyeceğim diye gözdağı vermiş. İş uzamış arbedeye kadar gitmiş. Ekmek derdinde ki seyyar satıcı bu iki büyük adamı tanımıyordu. Onun için onlar Yalova kaymakamı idi. İş kontrolden çıkmış. Seyyar satıcı döner bıçağı ile saldırıp veteriner olanını öldürmüş. Komisyon üyesi kollarıyla kendini sakınırken ağır yaralanmış. Koma halinde hastaneye zor yetiştirilmiş. Bu yüzden bu haftaki komisyon toplantısı Dışkapı deri ve Tenasül Hastalıkları Hastanesi'nde yapılacak komadaki doktorun yerine de ben görev alacaktım. Bir gün önceden söylendi. Komisyonda eksik Doktor olduğunda Bu görevin bana verileceği belli olmuştu. Ertesi güne kadar bu konuda bilgi edinmek istedim.Hekim odasındaki kitaplıkta tozlar arasında birkaç tane FMK YÖNETMELİĞİ vardı. Bir tanesini temizleyip çalışmaya başladım. 40 sayfalık küçük bir kitaptı ertesi güne kadar olaya Fransız kalmayacak ölçüde bir şeyler öğrenmiştim. Komisyon toplantısında diğer arkadaşlarla tek tek tanıştırıldım. Komisyon genellikle genelevde yasalara uymayanlara vekilleri nezdinde cezalar veriyor geçici kapatmalar yapılabiliyor sağlık denetlemeleri ne gidiliyor nakil gelen ya da giden kadınların evrakları değerlendiriliyor, evci çıkmak isteyenlerin talepleri karara bağlanıyordu. Kadınların muayene konusundaki itirazlarını dile getirdim. Benim söylediğim doğru idi eskiden de gelip muayene oluyorlarmış.Bir buçuk yıl önce rüşvet iddiaları ile Ortalık toz dumana katılıp başhekim ve kadrosu görevden alınıp geçici bir hizmet ortamı oluştuğunda her şey darmadağın olmuş ve bu güne gelinmiş. Polis imzasız sağlık karneleri ile ve muayene olmadan çalışmanın önüne geçileceğini ve bunun da en kısa zamanda olacağını söyledi. Hastanenin eksiklerinin tamamlandığını biter bitmez de muayeneye başlamak gerektiğini söyledim. Komisyon toplantısı bitmişti dışarı çıkıp henüz teşrif buyurmuş branş dışı başhekim vekilimize durumu anlattım ilgisizce kafasına salladı. Ona hoş lanacağı bir şey söylemek istedim. Aklıma güzel bir şey gelmişti ilk onunla paylaştım. Buradan gitmek istiyorum dedim. Buna şaşırmadı. Zaten biliyordu. Meclisten adammı buldun dedi. Hayır dedim. Öyleyse nasıl olacak dedi. Annemin hastalığını anlattım. Mahkemeye tespit davası açacaktım. Annemin bakımı için mecburi hizmetimi İzmir'de bir yerde yapmaya dair bir karar çıkarttıracaktım. Bir hekim ve evlat olarak bu akla yakın bir talepti. Aklına yattı o gün perşembeydi bir gün idari izin verdi İzmir'e gittim Sulh Hukuk Mahkemesi'nde bu tespit davasına açtım çok sık açılan bir dava olmadığından 2 hafta sonrasına gün alabildim. Ben dahil herkes memnundu. Ben gitmek istiyordum onlar gitmemi istiyordu. 2 hafta sakin geçti. Mahkemede benim ifadem ve şahitlerin sözleri en önemlisi Ege Üniversitesi ve devlet hastanesinden almış olduğum heyet raporlarına dayanarak hakim annemin tedavisi için ailenin başımda olmama hükmetti İzmir'e tayinim yapılması gerektiği konusunda bir karar çıkarttı. Kurtuldum dedim. Hemen Ankara'ya döndüm. Hastanede öğlen yemeğinden sonra herkese birer kutu baklava dağıttım. Öğleden sonra Sağlık Bakanlığı'na gidip Mahkeme kararını işleme koydum.Birkaç gün sonra hastaneye telefon ettiler. Bakanlıktan tayin şubesinden çağrıldığımı öğrendim. Hemen gittim. İlgili müdür, bu dilekçeyi işleme koymadım. Karşı dava açacağız. Oraya eleman bulacak durumda değiliz. Mecburi hizmet yasasına göre 2 yılını tamamlamadan başka bir yere tayin olamazsın. Biz sana açacağımız davayı kaybetsek bile yıllar sürer. Zaten şurada 2 ayı gitmiş 22 ayın kalmış. Eğer sorun çıkarmazsan bu mahkeme kararıyla 2 yılın sonunda biz seni İzmir'deki Sağlık Bakanlığına ait Deri ve Tenasül Hastalıkları dispanserine tayin ederiz dedi. Haşlanmıştım ben pılı pırtıyı toplayıp İzmir'e gideceğimi düşlerken sonuç ne olmuştu. Mahkeme kararını tanımıyorlardı ama iki yıl biterse tayin kabusu yaşamayacaktım. Bu da önemli bir şeydi. Çünkü İzmir'e tayin olabilmek benim için orta çaplı bir mucize sayılırdı. Ertesi gün kös kös Dışkapı Deri ve Tenasül Hastalıkları Hastanesinin yolunu tuttum. Durumu anlattım 2 yıl sonra tayin olacağımı bilhassa belirttim ki ilgili bütün kişiler beni kalıcı tehdit olarak hedef almasınlar. Böylece benim karşımdakiler de benim gibi bu geçici duruma katlansın herkes 1987 Ağustosunu sabır ve itidal ile beklesin istedim. Bir bakıma hesabım tuttu 1987 yılında bu bela yerden arkama bakmadan sağlam gelip kolit hastası olarak çıkıp gittiğimde hep ogünü hatırladım.
Yorumlar
Yorum Gönder