MAYIS 2017 MAVİŞEHİR İZMİR - RÜZGARIN KIZI
Mavişehir İzban istasyonuna giderken, Vatan Computer hizasındaki köprünün kaldırımı çok dardır. İki kişi yan yana geçemez. Burası sabah saatlerinde yaya trafiği olarak pek tenhadır. Oradan geçerken karşı taraftan birisi geliyor ise biraz beklerim. Geçip gittikten sonra köprüye girerim. O gün güneş karşıdan gözüme vurduğu için ileride gördüğüm silüetin köprüye mesafesini kestiremedim. Köprüye girmiştim. Köprünün uzunluğu 30 metre falan. Ben 5 metre gittiğimde, silüetin köprünün ortasında olduğunu fark ettim. Sağ sol yüksekçe bariyer. Yol vermem için taşıt yoluna inmek lazım. Geri dönmek en çıkar yol. Durdum. Dönmeye fırsat kalmadan karşımdaki silüet önümde bitti. Güneş gözümü alıyor, net göremiyorum. Dev gibi bir şeydi. Birden tek bir hareketle sol ayağını kaldırıp topuğundan köprü tarafındaki bariyerlerin üzerine koyup, sabit sağ ayağı üzerinde hareketsiz kaldı. Bu hareketin çok zor olduğunu biliyordum. Beni görmüş, yaşımı fark etmiş, geri dönüp fazladan yorulmamı istememişti. Bu jest beni duygulandırmıştı. Yanından geçerken teşekkür ettim. Çok uzun boylu, düzgün fiziği olan biriydi. Güneş gözlüklerine rağmen, birden onun kim olduğunu fark ettim. Bu bir bayandı. Türk atletizminin en büyük efsanesi Semra Aksu ile böyle tanıştık. Sabah sporu için bisiklet yoluna gidiyordu. Ayağını köprünün korkuluğunun üst demirinden indirdi. Şimdi yan yanaydık. Yüzünü görmek için başımı kaldırmam gerekti. Çok uzundu. Biraz lafladık. Fazla vaktini almak istemediğim için 3 -5 dakikalık ayaküstü bir sohbet oldu. Bütün hayallerini gerçekleştirdiğini sanıyordum. Öyle sayılırdı. Kırmadığı rekor yoktu. Fakat 1992 Barcelona Olimpiyatları öncesi, olimpiyat takımımızın idarecilerin den birinin ettiği laf, bir ok gibi kalbine saplanmış hala daha çıkmamıştı. En büyük hayali olan olimpiyatlarda üst üste 4 defa ülkesini temsil eden atlet olma şerefi ona çok görülmüştü. Yaşlısın denmişti. Halbuki 62 doğumlu olan bu milli gururumuz henüz 30'unda bile değildi. Kırmadığı rekor bırakmayan "rüzgarın kızı" , bu defa kendisi kırılmıştı. Pistlerde fırtınalar estirdiği yıllarda sporseverler ona bu adı takmıştı. O gün atletizmi bıraktı. Bu ülkede vefasızlığa uğramak, pek de nadir olmayan bir kaderdi. Daha sonra da, karşılaştığımızda sporla ilgili eski anıları paylaştık. Bir tanesi çok ilginçti. Fırsat olursa anlatacağım.
Yorumlar
Yorum Gönder